Hakkında

Anadolukavağı’nın tarihi ile ilgili ilk kanıtlara gidecek olursak bizim için en önemli kaynak Evliya Çelebi’nin Seyyehatnamesidir.Evliya Çelebi o denemden şu şekilde bahseder.Deniz kıyısında büyük bir liman ve bu limana bağlı 200-250 kadar gemi, 800 kadar hanesi bulunan bir müslüman kasabasıdır.Camii,yedi mescidi,hamamı,200 kadar dükkan,bekar evleri,sıbyan mektebi,bir çeşmesi ve ab-ı hayat suları olan bir kasabacıktır.Halkı tamamen gemici,bağcı ve marangozdur.Hepsi Anadoluludur…Limanında kış ve yaz aylarında 200-300 adet gemi mutlaka vardır.

Dağlarının Kestanesi ve ahlat armudu meşhurdur.İncirinden bal damlar. Evliya Çelebi Yoros Kalesi içinde şunları söyler.Ona göre burada Yoros adlı bir rahibin manastırı olduğu için kaleye de aynı ad verilmiştirve kaleyle ilgili şunları da ekler;İçinde hala 200 kadar müslüman evi ve ufak bir Yıldırım Han Camii vardır.Zira Yıldırım Han bu kaleyi fethedip kalmıştı.Sonra Fatih tamir edip,içine asker koydu.Gerçi hala dizdarı ve askeri yoktur.Ancak gökyüzüne baş kaldırmış yüksek bir dağın üzerinde dörtgen şekilli kaledir.

Anadolukavağı o denemlerde de stratejik konumu bakımından çok büyük bir öneme sahipti çünkü karadenizi akdenize bağlayan ticaret yolunun kilit noktasında kurulmmuştu.Bu sebeple Bizanslılar ,Osmanlılar ve Cenevizliler arasında el değiştirmiştir.Cenevizlilerin burdaki hakimeyieti 1391 yılında son bulur.Bu yıllarda Yıldırım Beyazıd burayı kuşatmış ve çok büyük kanlı mücadeleler olmuştur ve sonucunda Yıldırım Beyazıd ele geçirmiş.Hatta Yoros kalesinin arkasında bu kanlı mücadeleler sonucu bir şehitlik kurulmuştur.Vefat edenler bu şehitliğe defnedilmiştir. Anadolukavağı için farklı kaynaklar farklı bilgiler vermektedir.Ancak bu farklı kaynaklardan ortak edinilen bilgilere göre anadolukavağı şu an kurulu olduğu yerden biraz daha yukarıda imiş.3000 nüfusa sahip olan Anadolukavağında yaklaşık 300adet dükkan hamamlar camiler sibyan mektebi,çeşmeler bulunurmuş.Halkın temel geçim kaynağı,denizcilik,marangozluk ve demircilik imiş.

80 li yılların sonuna kadar sivil halkın girişine yasak olan kavakta daha sonra bu uygulama kaldırılmıştır.Bu döneme kadar Anadolukavağı’na girişlerde araç ve kimlik kontrolleri yapılırdı.Anadolukavağı halkından olmayanlara giriş için kimlik karşılığında ziyaretçi kartı verilirdi.Bu uygulama yaklaşık 40 yıl sürdü ve bu süre içerisinde Anadolukavağı bir saklı kasaba gibiydi.Daha sonraları bu uygulamaların bitmesinin ardından herkesin keşfedebileceği bir mekan olarak litaratürlerde yerini aldı.Aslında bu yasaklı dönemin kavak için olumlu bir özelliği de vardı oda şuydu ; bu dönemde dışarıdan girişler denetlendiği için çevreye olan zarar da azdı, ancak yasak bitiminden günümüze değin çevresel kirlilik sorunu andolukavağının en önemli sorunlarından bir tanesi olmuştur.Özellikle 50 li yıllarda ulaşımın çok zor olması Anadolukavağı’nda yaşamı zorlaştırmıştır.Bu dönemde ulaşım ağırlıklı olarak deniz yolundan sağlanmaktaydı.Özellikle 50 li yııllardan sonra önemli ölçüde bir nufus artışı yaşanmıştır.Günümüze değin artarak devam eden nufus 2000 i bulmuştur.

Korsan gemilerinin boğazdan geçen gemileri soyduktan sonra Anadolukavağı limanını mesken tuttukları da söylentiler arasındadır.Bu söylentilere göre korsanlar soydukları gemilere ait ganimetleri burada pay ederler ve burada birkaç gün kaldıktan sonra başka gemileri soymak için ayrılırlarmış.bu dönemlerde de Anadolukavağı’na ait 6 adet korsan gemisi bulunurmuş.Dışarıdan Anadolukavağı limanına gelen korsanlar arasında sık sık itilaflar yaşanırmış.Bazen bu itilaflar büyük kavgalarla sonuçlanır ama genellikle kaybeden dışardan gelen taraf olurmuş.Bu dönemde yoros kalesinin bulunduğu yer korsanların gözlem kulesi olarak kullanılırmış.Bu tepeden boğaza giriş yapan gemiler gözlenir ve göze kestirilir daha sonrada limandan demir alınıp o gemiyi soymaya gidilirmiş.Yine aynı dönem burada yaşayanların gelir durumu da çok iyiymiş çünkü korsan gemilerinin köye getirdiği ganimetler den hemen hemen herkes pay alırmış.